Profil de ReQuEsTღ°•.♥.•°ღ R£QU£ST ღ°•.♥....PhotosBlogListes Outils Aide

ღ°•.♥.•°ღ R£QU£ST ღ°•.♥.•°ღ

Yaşam yaşamak istediğin gibidir ;)

-

 

                       free web counters                       

                        

 

Mutlu Son

 

İki sevgili varmış Hani insanın içini kıpır kıpır ettiren umut dolu bir sevgiymiş onlarınki. Evlenmeyi düşünüyorlarmış. Derken bir gün delikanlının yurt dışına gitme mecburiyeti doğmuş. Kız gözyaşları içinde kalmış. Onsuz nasıl yaşayacağını bilemiyormuş. O zaman delikanlı cebinden bir yüzük çıkartmış ve demiş ki 'Ben iki yıl sonra döneceğim. Eğer döndüğüm güne kadar parmağından bu yüzüğü hiç çıkartmazsan beni gerçekten sevdiğini anlayacağım ve hemen evleneceğiz.' Genç kız çaresiz kabul etmiş. Çocuk gitmiş.

 

Kız yüzüğü hiç ama hiç çıkartmamış. Taa ki... Taa ki sevgilisini karşılamaya gittiği güne kadar. O gün rıhtımda durmuş kendisine nişanlısını getiren geminin kıyıya yanaşmasını izliyormuş heyecanla. Birden güvertede delikanlıyı görmüş. Yüreği ağzına gelmiş. Sevinç içinde kendisini göstermeye çalışmış.

 

Elini cebinden çıkartıp sallayayım derken "şıp" diye bir sesle irkilmiş. Yüzük parmağından düşmüş, denizin derinliklerinde kaybolup gitmiş! Ne yaptıysa, ne söylediyse delikanlıyı ikna edememiş. Çocuk kızı terk etmiş. Zaman geçmiş.

 

Kız bir gün hep nişanlısıyla birlikte gittikleri balıkçıya uğramış. Birde bakmış ki delikanlı orada! Hemen yanına yaklaşıp olanları anlatmaya çalışmış. Delikanlı ilk başlarda biraz soğuk davrandıysa da sonunda yelkenleri suya indirmiş. Uzun ayrılığın getirdiği özlemle birbirlerine sarılmışlar. Mutluluk yüzlerinde okunuyormuş adeta. Bu olayın şerefine hemen yemek sipariş etmişler. Bir kaç dakika sonra bir tabakta balıkları gelmiş. İştahla çatal bıçağa davranmışlar.

 

Balığı kestiklerinde içinden ne çıkmış dersiniz?

 

Yüzük dediniz değil mi?

 

Bilemediniz.

 

( Kılçık! )

 

Siz çok fazla Türk filmi seyretmişsiniz...:))

 

 

 

 

-

 

 

İki kere düşünün

 

Bir şeye karar vermeden önce 2 defa düşünün!

 

Özürlü sekiz çocuğu olan ve frengi hastası hamile bir kadına rastlasaydınız, ona kürtaj olmasını tavsiye eder miydiniz?

 

Bu sorunun yanıtını vermeden önce lütfen aşağıdaki soruyu okuyun.

 

Şimdi bir dünya lideri seçme zamanı ve sizin oyunuz da sonucu etkileyecek. İşte üç aday hakkındaki gerçekler:

 

1. aday: Sahtekar siyasetçilerle işbirliği içinde ve falcılara danışıyor. İki metresi olmuş. Paket paket sigara ve günde 8 ile 10 bardak martini içiyor.

 

 

2. aday:İki kere işten atılmış, öğlene kadar uyur. Üniversitedeyken uyuşturucu kullanmış ve her gece 1 litre viski içiyor.

 

 

3. aday: Madalya almış bir savaş kahramanı, vejeteryan, sigara içmiyor. Nadiren bira içer ve evlilik dışı hiçbir ilişkisi olmamış.

 

Tercihiniz bu adaylardan hangisi olurdu?

 

Önce karar verin, kopya çekmek yok, daha sonra aşağıdaki yanıta bakın lütfen!

 

                                1. aday: Franklin D. Roosevelt

                                2. aday: Winston Churchill

                                3. aday: Adolf Hitler

 

ve bu arada...

Kürtaj sorusuna eğer evet dediyseniz, Beethoven'i öldürdünüz !!!

 

 

 

 

  Türk Usulü Başarının Formülü

 

İşe Başlamadan Önce

İNŞALLAH

İşe Başlarken       

BİSMİLLAH

Şaşırırsak

ALLAH ALLAH

Kendimize Güvenirsek 

EVELALLAH

Azmedersek

ALİMALLAH

İşten Vazgeçersek

EYVALLAH

Sonuna Kadar Gitmek İstersek

YA ALLAH

Taahhüt Edersek

VALLAH BİLLÂH

Canımızı Sıkarlarsa

FESÜPHANALLAH

Daha da sıkarlarsa

HASBİNALLAH

Pes Edersek

İLLALLAH

İşe Coşku ve Heyecanla Sarılınca      

ALLAH, ALLAH, ALLAH

İşi Başarıyla Bitirince

MAŞALLAH

Eğer İşi Başaramazsak

HAY ALLAH.....

  

 

 

İŞ BAŞVURUSU

 

Fransa McDonald's personel danışmanlığını yapan DHR firmasına yapılan ''gerçek'' bir iş başvurusu.

 

1) Adınız Soyadınız: Herve JANCQUEUR

2) Yaşınız: 28

3) Şirketimizdeki hangi pozisyon için başvuruyorsunuz?

Mümkünse yatay bir pozisyon için. Eğer daha ciddi bir cevap istiyorsanız, ne iş olsa yaparım. Şart öne sürebilecek durumda olsaydım, burada olmazdım.

4) Düşündüğünüz ücret:

Yıllık 800 bin Frank maaş artı şirketin yüzde 3 hissesi Eğer bu mümkün değilse, siz bir ücret önerin, ben size evet yahut hayır diyeyim.

5) Eğitiminiz:  Var!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

6) Son İşiniz:  Sadist bir şefin deneme tahtası olmak.

7) Son ücretiniz:  Hak ettiğimin çok altında.

8) Önemli başarılarınız:

Arakladığım kalemlerden muhteşem bir koleksiyonum var; evde sergiliyorum.

9) İşten ayrılma sebebiniz:  Bak soru 6.

10) Size ulaşabileceğimiz saatler:  Fark etmez.

11) Çalışmak istediğiniz saatler:

Pazartesi, salı ve perşembe 13.00-15.00 arası.

12) Öne çıkan özellikleriniz var mı?

Olduğunu söyleyenler var . Ama bunu bir fast-food'da değil de, daha romantik bir yerde konuşsak......

13) Şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz?

İşverenim olsa burada olmazdım dedim ya....

14) Fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel mi?

Belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı...

15) Otomobiliniz var mı?

Evet, ama soru yanlış sorulmuş. ''Çalışır durumda bir otomobiliniz var mı?'' diye orsaydınız, cevabım farklı olurdu.

16) Daha önce bir yarışma veya bir madalya kazandınız mı?

Madalyam yok ama lotoda iki kere 3 tutturdum.

17) Sigara içiyor musunuz?

Otlanacak bir enayi bulabilirsem.

18) Beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz?

Bana tapan, zengin bir fotomodelle Bahama Adaları'nda yaşamayı. Bir yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.

19) Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz?

Hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.

20) Sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir?

Birbiriyle tutarsız iki cevabım var:

* İnsan sevgisi, hümanizm ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda bulunma arzum.

* Gırtlağıma kadar borca batmış olmam..

  

 

Sonuç: Herve Jancqueur işe alındı.. 1980'li Yıllar

     

 

 

 

Fırtına apansız bastırınca,

 koca gemi bir anda denizin dibini boyladı.

 

Adam, issiz bir adanın sahilinde gözlerini açtı. Ne gelen vardı ne giden... Ne araç vardı ne gereç... İstersen muz ve Hindistan cevizi, istemezsen muz ve hindistancevizi... Hayati boyunca evi dışında beş yıldızlı otellerden başka yere adımını atmadığından, bir sure ne yapacağını bilemedi...

Sonra dört ay boyunca muz yiyip,

Hindistan cevizi suyu içti. Geçmişte kalan o güzel günleri düşünerek gözlerini denize dikip, kendisini kurtaracak gemiyi beklemeye koyuldu... Bir gün sahilde uzanmış yatarken, gözünün ucunda bir hareket hissetti. O da ne? Bir sandal ve kürekte o güne dek gördüğü en müthiş kadın...

 

Son surat geliyor... İnanamadı...

 "Nereden geliyorsun ?"

diye haykırdı ve ekledi

"Buraya nasıl geldin?"

"Adanın öteki tarafından..."

dedi kadın,

"gemi batınca oraya cıktım."

"Ne şans, benden başka kimsenin kurtulduğunu sanmıyordum. Kaç kişisiniz ?"

"Başka kimse yok, sadece benim. Sandal da gemiden degil. Gemiden cop yok... "

Adamın akli karıştı...

 "O halde sandalı nereden buldun?"

 

"Basit" dedi kadın.

 "Adada bulduğum malzemeyle yaptım... Kürekler sakız ağacı... Zemini palmiye dallarından ordum, yanlar okaliptüs..."

"Ama, ama bu imkansız, aletlerin yok nasıl becerdin ?" dedi adam.

 "Pek de sorun olmadı. Öteki tarafta sıra bir alüvyon kaya oluşumu var. Fırında belli dereceye ısıtılınca islenebilir yumuşaklıkta demir elde ediliyor. Alet yapmak için kolayca kullandım... Boş ver bunları. Hadi göster, nerede yaşıyorsun ?"

 

Bon bir ifadeyle orada yaşadığını itiraf etti adam... Aylardır oracıkta sahilde yatıp kalktığını...

 "Öyleyse bana gel benim yerime..."

diyerek kadın küreklere asildi. Birkaç dakika sonra küçücük bir iskeleye yanaştılar... Adam sahile göz atınca az daha sandaldan düşüyordu. Mavi beyaz boyalı kulübeyle, iskele arasına tas döşeli yürüme yolu bile yapılmıştı! Eve girerlerken kadın omuzlarını silkti,

"Pek rahat sayılmaz ama ben yine de ev diyorum iste... Otur lütfen, bir şey içer misin?"

 "Hayır, hayır teşekkürler..." dedi adam.

 

Şaşkınlığını hala üzerinden atamamıştı.

"Daha fazla Hindistan cevizi suyu içemeyeceğim artik... Tahammülüm kalmadı..."

"Hindistan cevizi suyu değil ki... İmbiğim var, Pink Colado'ya ne dersin?"

 

Adam hayretini gizlemeye çalışarak ikramı kabul etti. Kanepeye oturarak sohbete daldılar. İkisi de birbirlerinin hayat hikâyesini dinledikten sonra kadın,

"üzerime rahat bir şey giyeceğim" diyerek ayağa kalktı.

"Duş yapıp tras olmak ister misin? Üst kattaki banyo dolabında jilet var."

Adam artik olayı sorgulamaktan tamamen vazgeçmişti... Banyoya girdi, dolapta kemik bir şapın içine sıkıştırılmış oynak mekanizmalı iki deniz kabuğundan yapılma ustura onu bekliyordu...

"Bu kadın inanılmaz" diye mırıldandı...

 

"Bakalım bundan sonra ne var Döndüğünde kadın onu gardenya kokuları içinde, stratejik bölgeleri uzum yapraklarıyla örtülü olarak karşıladı... Sadece uzum yaprakları... Yanına oturmasını istedi. Sonra yavaşça sokularak fısıldadı...

"Söyle bana yakışıklı, ikimiz de uzun suredir bu adadayız... Çok yalnız olmalısın, eminim su anda yapmak için kıvrandığın bir şey var... Hani burada tek basına geçirdiğin aylar boyunca en çok yapmak istediğin... Anlıyorsun değil mi? Ne istersen yapabilirsin....“

 

Gözlerinin içine bakıyordu... Adam duyduklarına inanamadı...

"Yani..." dedi...

 "Buradan i kontrol edebilir miyimim?"

 

HEPİMİZİN SONU BÖYLE OLACAK ;))))

 

 

       

 

Gerçekten yaşandığı söylenen olaylar:

 

 

1) Yolcu:

— Mükemmel bir yerde inebilir miyim? (yolcunun kafası karışık sanırım,

Kendisi de dolmuştakilerle güler söylediğine)

Şoför kadını indirirken:

— Buyurun size layık değil ama!

 

2) Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer;

— Müsait bi yerde iner misiniz?

Şoför:

— Niye sen mi kullancan

 

3) Rumeli-Hisar üstü otobüsüyle taksim'e doğru gidiyoruz. Adamın biri

Beşiktaş dolaylarında gayet aceleci bir tavırla

— Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?

Bizim şoför olaya hakim:

— Tabi abi ayıp ettin. Al götür. Senden kıymetli mi?

 

4) Ankara'da, çok sıcak bir günde, dolmuştaki bir kokona yelpazesiyle

- "Şöfeer bey klimayı acar mısınız çok sıcak olduu" demişti. Pala

bıyıklı şofer amca teyzeyi bi sure süzdükten sonra, kapıyı açıp açıp

kapatmaya başladı)

 

5) Şişli-Taxim dolmuşunda, kapıyı ermeni bir teyze açtı, son derece

belirgin bir ermeni aksanı ile:

- Pardon şoför bey, acaba Harbiye'den geçeyooor ?

şoför şöle bi koltuğa kolunu atıp arkasını dondu ve aynen aksanı taklit

ederek

- Yok uçarak gideyooor !!!

(Dip not: Şişli’den Taxim'de Harbiye'den geçmeyen bi hat yok )

 

 

 

6) İstanbul’dayız... Dolmuşa bindik, dolmuş doldu, tam kalkacak,

Elemanın bir açtı kapıyı, içerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi

arkada 4... Eleman hala bir umut sordu:

—Kaptan, yer var mı?". Şoför de arkasını dönüp cevap verdi:

—Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım"

 

7) Trabzon- sürmene arasında çalışan dolmuştayız. İleride yol üstünde

duran bir bayan dolmuşa el kaldırdı, elinde çantaları vardı. Dolmuş

şoförü zaman kazanmak için kadının önünde durur durmaz arabadan indi ve

dolmuşun arkasına bagajı açmak için yöneldi. bu sırada kadın dolmuşa

binmek için kapıyı açtı;

-Aaa bu dolmuşun şoförü yok.. deyip binmeden kapıyı kapattı.

 

8) Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı çocuklardan biri şoföre parayı uzattı

- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?

 

9) (Mekân Bornova-Evka 4 otobüsü / İzmir) otobüs tıklım tıklımdır ve

arka kapıya kadar ilerlemek imkansızdır. Şoförün insafına sığınıp ön

kapıdan inmeye teşebbüs eder bir teyze...

— Şoför bey ön kapıyı açar mısınız?

— Niye hava mı alcaanız?

        

 

 

 

ÖĞRENCİ MARŞI

 
Korkma kim seni sınıfta bırakacak

Sanma ki herkes sınıfta kalacak
Karnede üç zayıftan aşağı olmayacak
O birler senindir senindir ancak
* * *
Verme kurban olayım öyle notları
Yetmedi yediğimiz dayaklar
Elbette bir gün bu notlarda bayatlar
Hakkıdır kopya çeken öğrencinin hürriyet
* * *
Ben ezelden beri zayıf aldım, yine alırım
Hangi hoca beni okuldan atacakmış şaşarım
Kükremiş aslan gibiyim, karneyi yırtıp atarım
Yırtarım karneyi evden kaçmam, atılırım
* * *
Okulun etrafını sarmışsa bir telli duwar
Onun telleri gibi benimde kopyalarım war
Arkadaş korkma bizi sınıfta bırakmazlar
Öğretmen dediğin ,not defteriyle gezinen canavar
* * *
Arkadaş,öğretmenin gözünün içine bakma sakın
Siper et önündekini gözükme hocaya sakın
Doğacaktır sana vaat ettiği notlar hakkın
Boşuna mı bütün sene yalakalık yaptın...

 

 

 

 

           

  

 

Evlilik Diyalogları

 

Beni seviyor musun?

- Hayır şu anda gazete okuyorum

- Ne beni sevmiyor musun?

- Ben öyle bir şey demedim

- Hayır dedin

- Bak yine konuşma öğretiyorum diye kızacaksın

- Ne konuşması

- Sen şimdiki zaman kullanarak

"beni seviyor musun" dedin

- Eeeeee ne olmuş

- Şimdiki zaman demek o anda yapılan işle ilgili

zamandır ben gazete okurken seni nasıl seveyim

- Biliyordum zaten aynı anda iki iş yapamayacağını

- Ne ilgisi var şimdi bunun gerzeklikle

- Sana gerzek mi dedim

- İma ettin, iki işi birarada yapamaz falan gibi laf ederek

- Bunun gerzeklikle ne ilgisi var,

fakat hoşuma gitti sen iki işi birarada yapamazsın

- Sen de doğru cümle kur

- Beni gazete okumadığın, ya da gazeteni

bitirdiğin zaman sevme ihtimalin var mı?

- Sevmekten kastın ne?

- Sen adamı çatlatırsın!

- Çatlamak isteyene ben birşey yapamam,

sevmekten kastın ne onu söyle, bir çok sevme şekli var

- Ne gibi?

- Aşkla sevmek,sevgiyle sevmek,şehvetle sevmek vs.vs.vs.

- Gazeteni bitirdikten sonra beni aşkla sevme ihtimalin var mı?

- Nasıl aşkla?

- Onun da mı çeşitleri var?

- Tabii, sevgili aşkı,ilahi aşk, karşılıksız aşk vs. vs. vs.

- Gazeteni okumayı bitirdiğinde beni

sevgili aşkı ile sevme ihtimalin var mı,

Allah Allah ben salak mıyım yahu basit bir soru nereye geldi.

Cehenneme kadar yolun var, cevap verme istemiyorum...

- Peki nasıl istersen, bana bir su verir misin?

- Nasıl su istiyorsun?

- Bayaaa

- Biz de bayaa su yok

- Canım saçmalama

- Ne saçmalaması,önce bir bardak mı,bir şişe mi,?

bir maşrapa mı su istiyorsun onu söyle!

- Bana bir bardak su verir misin?

- Nasıl bardak?

- Ne demek nasıl bardak?

- Olur mu canım, kristal bardak var, adi cam bardak var,

bira bardağı var...

- Bana bir adi cam bardak su verir misin,

 mahsus yapıyorsun di mi?

- Niye mahsus yapayım!

- Deminkinin intikamı bu galiba

- Demin ne oldu?

- Beni seviyor musun diye sormuştun ya

- Ne zaman?

- Demin

- Demin ne demek,kaç zaman önce anlamına geliyor?

- ...................

- Niye sustun

- Düşünüyorum

- Ne düşünüyorsun

- Evliliğimiz niye bu hale geldi?

- Ne hali?

- Yalın hali değil tabii

- Niye gelmiş

- Senin espri yeteneğinin olmaması nedeniyle

- Sen de var mı?

- Herkes çok esprili olduğumu söylüyor, geçen gün Selma

- Selma kim,o şıllık yardımcın mı?

- O şıllık değil!

- Şıllık değil de ne sana göz süzüp gerdan kıvırıyor benim önümde!

- Kadın güzel giyinip havalı görünüyor diye kıskanıyorsun...

- Ben kötü mü giyiniyorum?

- Öyle demedim!

- Ne dedin ya?

- Off be yeter!

- Off be yeter di mi?

- Yeter tabii ne istiyorsun gecenin bu vakti?

- Bunca yıllık evliyiz bana birkez sevdiğini söylemedin...

- Söylemek şart mı?

- Ne yani sessiz film oynar gibi hareketlerini mi takip edeceğim, söylemesen nasıl anlaşılır!

- Ben senin kocanım tabii ki seni seveceğim

- Nasıl yani mecbursun diye mi

- .......................

- Yine sustun, hep susarsın zaten, bir de cump yatak, ne konuşursun, ne bir fikir söylersin

- ........................

- Bir başkası varsa hayatında söyle zorluk çıkarmam

- ............

- Naci

- .......................

- Naci, Naci diyorum

..........

- Babam uyumuş anne bağırma.

 
 
 
 
 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-

 

 

 

 

Otomobillerin & Kamyonların & Dolmuşların Arkasına Aynasına Yazılan Yazılar

 

 

-RAHMETLİDE SOLLARDI::.

-SOLLAMA BENİ YOLLARIM SENİ::.

-SATAŞMA KAPTAN YORGUN::.

-CANISI::.

-URUŞUNA KIZLAR GİDİŞİNE YOLLAR HASTA::.,

-ALIRSAN FORD OLURSUN LORD::.

-YOL GİDENİN DERT ÇEKENİN::.

-İMPARATOR::.

-GECELERİN İNFAZCISI::.

-ÖMÜR BİTER YOL BİTMEZ::.

-VİRAJLARIN USTASIYIM GÖZLERİNİN HASTASIYIM::.

 

-Gönlünde yer yoksa bana güzelim, farketmez ben ayakta da giderim::.

-Bir sana bir de sabah uykusuna hastayım::.

-Karayollarında değil, senin kollarında öleyim::.

- Vur kalbime hançeri, yüreğim parçalansın; fazla derine inme, çünkü orada sen varsın::.

- Sana taptığım kadar paraya tapsaydım milyarder, Allah’a tapsaydım peygamber olurdum::.

-Rampaların atmacası::.

-Mecburum geçmeye::.

-Bende bir çocuğun masala kandığı gibi sana kandım::.

-Uykusuz gecelerin sabahını bana sor::.

-Boş ver alın yazısı derler ayrılığa, sarışın gider esmer gelir yanına::.

-Bu sevda bitmez hasret gitmez isteyene gider hiç fark etmez::.

-Gönlünde yer yoksa bana güzelim; fark etmez ben ayakta da giderim::.

- Bir sana, bir de sabah uykusuna hastayım::.

- Karayollarında değil, senin kollarında öleyim::.

- Rampaların ustasıyım, gözlerinin hastasıyım::.

-Aşıksan vur saza, şoförsen bas gaza::.

-Sen gökyüzünde doğan güneş, ben yollarda çilekeş::.

-Ben bir kadını sevdim mi gözüm gibi bakar, ilah gibi taparım; ama ki bir .::yanlışını görmeyeyim bir bidon benzin döker çatır çatır yakarım::.

-Gidişine kızlar, duruşuna yollar hasta::.

-Gözlerin güzel ama bakmasını bilmiyorsun::.

-O gözlerin var ya! Benim olacaksın delikanlıca::.

-Kuzu kurdun. Yol Ford'un::.

-Önünü görmeden sollama, Evine acı haber yollama::.

-Hatunlar geçer teker teker. Ah şu kamyon, benden neler çeker::.

-Tek Rakibim THY::.

-Rampada geçme beni inişte üzerim seni::.

-Babam sağ olsun ama arabayı ben aldım::.

-Taşın kalbi yok ama Onu da yosun sarar::.

-Bu renkteki tek kamyon benimki,bir tane daha vardı geçen gün::. yıkadılar::.

-Sollama beni, sollarım seni! Hadi, hayırlı yolculuklar abi::.

-Dünya dikenli bir hayat, sevenlerde mi kabahat::.

-Yaklaşma toz olursun, geçme pişman olursun::.

-İstedim vermediler; sen şoförsün dediler!::.

- Kurbanda kesilir koç,yollara yakışır doç::.

- Yüreğinde bileğin kadar kuvvetliyse gel::.

-Benim için ağlama gözlerinden olursun::.

-Çilemse çekerim, kaderimse gülerim!::.

-Sevene can feda, sevmeyene elveda!::.

-Gaz, fren, şanzıman; halim duman!::.

- Uzaktan severim ruhun bile duymaz::.

-Sen hangi mevsimin yağmurusun?::.

-Büyüyünce TIR olcam::.

- Alırsın Ford, olursun Lord::.

- Alem bana,ben sana hastayım::.

- Aşk çekenin, yol gidenin!::.

-Yollar doç'un bastır koçum::.

 

 

 

 

  

 

 

 

  

 
Düş  
Photo 1 sur 12